MENÜ

Kendini Boşlukta hissetme

1 defa okunduYorumlanmadı, kategorisinde, tarihinde yayınlandı
Kendini Boşlukta hissetme

Kendini Boşlukta hissetme

İçinizdeki boşluk duygusu, iyileşmenin habercisi mi?
“İçimde bir boşluk var sanki..! Ne hissettiğimi bile kestiremiyorum…” Boşluk duygusunu tanımayan var mı? Sanırım yoktur!

Kendini “Leyla gibi hissetmek”le tanımlanan; fakat yanıbaşında Mecnun’unu bulamayan ilginç bir duygudur boşluk duygusu.

Elini kolunu nereye koyacağını bilememenin verdiği beden dili karmaşasının, ruhsal boyutta yaşananıdır bir anlamda. Çok uzun izah etmeye gerek yok! Arada sırada yaşadığınız, o dönemlerde kendinizi kötü hissettiğiniz, coğrafi konum olsa taa uzaklarınıza göndermek isteyeceğiniz duygunuz “boşluk” duygusu.

Sorunları ve sıkıntıları tanımlamakta kullanılan boşluk duygusunun, kimi zaman iyileşmenin habercisi olduğunu biliyor musunuz?

Evet, yanlış okumadınız, boşluk duygusu, kimi zaman psikolojik zorlukların ortadan kalktığı zamanlarda ziyaret ediyor bizi.

Nasıl mı?

Aslında çok anlaşılır bir durum bu.

İnsanlar uzun yıllar boyunca öyle çok sıkıntının ve ruhsal zorluğun altında yaşamak zorunda kalıyor ki. Doğduğu andan itibaren sürekli ağır hastalıklar, ruhsal sorunların olduğu çatışmalı ortamlarda büyüyen kişi, hayata daha en başından itibaren kızıl gözlükle bakmaya başlar. Aşırı duyarlı hale geldiği için, diğer insanlara göre daha hassas, daha kırılgan, daha alıngan olabilir.

Çeşitli yaşam dönemeçlerini atlatmaya çalışan kişi, yaşadığı çevrenin dış gerçekliği ile kendi dünyasının iç gerçekliği arasında bağ oluşturmaya çalışır. Çocukluk döneminde töleranssız olan davranışları, büyüme/olgunlaşma sürecinin devreye girmesiyle birlikte “erteleme” dediğimiz o en temel dürtüyü öğrenir. Yani sevgiyi ister, bulamadığında iç dünyasında oluşan açlık için erteleme yapar. Saygı ister, bulamadığında iç dünyasında oluşan boşluk için erteleme yapar. Derken ertelenenler birleşmeye başladığında “gerçeklik” ilkesi oluşmaya başlar. Ve kendi isteklerinin dışında, dış dünyasının ona sunduklarıyla idare etmesi gerektiğini içselleştirdiği “dış gerçekliği” ile hareket etmek zorunda olduğunu anlar.

Dış gerçeklik oluşmaya başlamış bile olsa, yani iç ihtiyaçlarına, dış dünyasının sunduklarıyla cevap alabileceğini anlamış bile olsa, yine de iç gerçekliklerinden vazgeçmek istemez insanoğlu. İç gerçekliğinin onu götürmesini istediği noktaya ulaşmaya çalışır, ulaşamaz.

Bu durumda ne olur biliyor musunuz? Bir şeyin yerini başka bir şey alır, onun yerini başka bir şey alır, onun yerini başka bir şey alır…ve bu iş böylece uzayıp gider.

Derken… kişi psikolojik açıdan sıkıntılanmaya başlar. Gider bir uzmana, birbirinin yerini alan şeyler toparlanmaya başlar, her şey kendi olması gereken yerini alır…

Boşluk bu ya sevgili okurlar, kişi iç dünyasında kendi gerçekliğiyle dış gerçekliği arasında sağlıklı köprü oluşturdukça, boşluklar oluşmaya başlar. Çünkü hiçbir şeyin, başka bir şeyin yerini alması gerekmez! Her şey olması gereken yere göre konumlanır.

Aslına bakarsanız “İçimizdeki kendimiz”i keşfetmeye başladığımızda duygusal yük azalır. Hatta geçmişten beri taşımaya alıştığımız kötü yükler üzerimizden kalkar. Yükler küt diye gidince kişi bir anda boşlukta kalır! Öyle ya, ne taşıyacak şimdi!

Oysa her iyileşme süreci, kendini toparlama/zihnini toparlama dönemi demektir ve kişi kısa süreliğine de olsa yolunu kaybetmiş gibi hissedebilir. Çok kısa süre içinde alıştığı rahatsız edici yüklerden kurtulmanın rahatlığına yaşamaya başlar.

Örneklemek gerekirse; bedeninizdeki tümörümüzden kurtulmak için ameliyat olmak gibi. Tümörden kurtulacağız; ama bu kökten kurtuluş için ameliyat sırasında ve sonrasında oluşacak olan sıkıntılı sürece bir süre katlanacağız gibi düşünün terapi sürecini.

Dün bir mail gelmiş:

“Mehtap Hanım iyi günler. Sizi yıllardır izleyip takip ediyorum. Bazı sıkıntılarım için bulunduğum şehirde terapiye gittim. Bir yandan iyi geldi, diğer yandan sanki kafam karıştı.Acaba uzman bana doğru yardım edebilmiş midir? Fikrinizi yazar mısınız?”

Fikrimi herkese yazayım dedim.

İyileşirken boşlukta hissedebilir insan. Çünkü yıllar ve çevrenizdeki olumsuz yaşam koşulları o kadar çok yük yüklüyor ki size. Bunların altında sürekli debelenip duruyorsunuz. Gücünüz yetmediğinde uzmana gidiyorsunuz, uzman sizi yüklerinizden kurtarıyor! Ve siz yüksüz şekilde nasıl yaşayacağınızı bilemediğiniz için boşlukta hissediyorsunuz elbet.

Bu arada süpervizyon bilgisi olsun diye yazayım, uzman olarak bu boşluk duygusunun gelişeceğini de hesaba katıp, olumsuz ve yıkıcı yükü ortadan kaldırmak için yardım ederken, kişinin kendisini değerli hissedebileceği ve üreterek mutlu olabileceği yapılanmayı da devreye sokması gerekir.

Kötü terapi yoktur… Kendimizle tanışırken yaşadığımız şaşkınlık vardır…

Sevgiler…

Mehtap Kayaoğlu (Psikolojik Danışman &Psikoterapist)

Yorum Yaz